Yıllar boyunca kahveden nefret ettim. Çeşit çeşit kahve var şu anda dünya yüzeyinde ve ben 23 senelik hayatım boyunca kokularına bile tahammül edemedim. Çay severdim ben, şekersiz. Kupa bardakta içmem, çay bardağında içerdim çayı hep. Artık çayı kupa bardaklarımdan, kahveyi şekerli kahve bardaklarından içiyorum. Çayı açık içerdim hep, bardağın öbür tarafını görebilmek için. Cemal Süreya’nın dediği gibi “…çay kokar.”

Kahveden yıllarca nefret eden adam, şimdi geceleri çalıştığı için ve uykusuzluk problemini ortadan kaldırmak için Türk Kahvesi içiyor, şekerli. Ne kadar garip değil mi? Bazen kendimden şüphe ediyorum. Ben uyurken odamdaki televizyonda sürekli YouTube ya da Netflix açık olur. Sürekli bir şey izleyerek uyurum. Gece uyandığım zaman eğer ki durmuşsa tekrar açar tekrar uyurum. Bu şekilde kafamı rahatlatıyorum. Fakat bazı zamanlar tüm cihazları kapatıp, odamdaki ışığı da söndürüyorum, yatağımda oturuyorum ve kendimi kafamın içindeki düşüncelere bırakıyorum. Kafamdaki düşünceler bazen öyle bir hal alıyor ki delirdiğimi düşünüyorum fakat hızlı geçiyor. Çünkü benim yaptığım işleri kim yapsa halk arasında bu kişiye ya ruh hastası ya da deli deniliyor. Ha bazı kişiler tarafından robot olarak da adlandırıldım. Fakat en bilindik lakabım Ayaklı Teknoloji ve Mr. Teknoloji oldu. Teknoloji lakaplarını kabul ediyorum, deli lakabını da kabul ediyorum. Çünkü ben size hiç bir zaman normal bir insan olduğumu savunmadım fakat ruh hastası değilim. Sadece kafamdaki düşüncelerin bir çoğunu kontrol altına alabiliyorum. Aslında sürekli kontrol ediyoruz kendimizi. Farkında değiliz. Mesela alarm kurduğunuz zaman alarm çalmadan hemen önce uyanmak. Bunun adı kontrol edebilmektir. Ya da karşısınızdaki kişi sizi sinir hastası etse bile sakinlikle cevap verip o kişi yanınızdan gittikten sonra sinirinizi ortaya çıkararak başkalarıyla bu sinirinizi paylaşarak kendinizi rahatlatmak. Bunun adı da kontrol edebilmektir. O an o kişiden nefret edersiniz fakat sonrasında tekrar bir araya geldiğiniz zaman gayet normal bir şekilde sohbet edebilirsiniz. Bence bu nefretin geçici olabileceğini gösteriyor. İlelebet bir nesne/obje veya canlı/cansız bir şeylerden nefret edebilecekmişiz gibi gelmiyor bana. Her neyse çok konuşuyorum bu sıralar yapacak bir şey yok üzgünüm 🙂